SIKÇA SORULAN SORULAR

GENEL

Hidroelektrik santral (HES) akan suyun gücünü elektriğe dönüştüren santraldir. Büyük bir nehirde akan su büyük miktarda enerji taşımaktadır. Enerji üretmek için akan suyun akış hızı veya düşüş hızı kullanılır. Suya dayalı enerji santrali ile enerji üretiminde ana işlem; barajda belirli bir yüksekliğe çıkarılan suyun, kendinden daha alçaktaki türbinlere aktarılmasıdır. Türbin çarklarına çok süratli ve şiddetli bir biçimde çarpan su türbin milini döndürür. Bu hareketin sağlanması ile jeneratör çalışır ve elektrik enerjisine dönüşür. Enerjisi kullanılan su, herhangi bir işlemden geçirilmeden kuyruksuyu kanalı ile tekrar nehir yatağına bırakılır. Böylece, nehir yatağında su kaybı, su seviyesinde azalma ya da su kirliliği olmaz.

Bölgede Kalehan Enerji Grubu şirketlerine Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından lisans verilmiş olan 6 adet HES projesi bulunmaktadır. Projeler Murat Nehri üzerinde kurulacak olup; Elazığ, Bingöl ve Muş il sınırları içinde yer almaktadır. Bunlar en yukarıdan en aşağıya doğru sırasıyla;

• Yukarı Kaleköy Barajı ve Hidroelektrik Santrali : Bingöl İli, Solhan İlçesi (baraj yeri, göl alanı), ve Muş İli Merkez İlçesi (göl alanı);
• Aşağı Kaleköy Barajı ve Hidroelektrik Santrali : Bingöl İli, Merkez İlçesi (baraj yeri, göl alanı), Genç ve Solhan İlçeleri (göl alanı);
• Gözeler Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali : Bingöl İli, Merkez ve Genç İlçeleri;
• Beyhan 1 Barajı ve Hidroelektrik Santrali : Elazığ İli, Palu İlçesi (baraj yeri, göl alanı), ve Bingöl İli, Genç İlçesi (göl alanı);
• Beyhan 2 Barajı ve Hidroelektrik Santrali : Elazığ İli, Palu İlçesi;
• Palu Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali : Elazığ İli, Palu İlçesi’nde yer almaktadır.

Hidroelektrik santraller depolama yapılarına göre “Depolamalı (rezervuarlı)” ve “Nehir Tipi (regülatör)” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Nehir Tipi HES’lerde yalnızca suyun akış hızı kullanılarak enerji üretilir. Bu tür HES’lerde suyun çevrilerek türbinlere yönlendirilmesini sağlayan yapılar depolamalı HES’lere göre çok daha alçak olurlar ve çoğunlukla “regülatör” olarak adlandırılırlar. Nehir tipi HES’lerde büyük bir baraj gölü oluşmaz ve depolama hacmi ya hiç yoktur ya da çok azdır; bu nedenle üretim miktarı yıldan yıla ve mevsimsel olarak değişmektedir.

Depolamalı ya da rezervuarlı HES’lerde ise barajın arkasında biriktirilen suyun yüksekten düşmesi ile elde edilen düşüş hızı kullanılarak enerji üretilir. Yağışlı mevsimde baraj gölünde biriktirilen su kurak mevsimde enerji üretimi için kullanılır; çok amaçlı tesislerde sulama ya da içme suyu da sağlanır. Barajın yüksekliği suyun düşüş hızını ve üretilen enerji miktarını belirler; baraj gölünün büyüklüğü ise yıl içinde doğal akım değişikliklerinin enerji üretimini ne kadar etkileyeceğini belirler.

Gözeler ve Palu projeleri Nehir Tipi HES grubuna girmektedir; Yukarı Kaleköy, Aşağı Kaleköy, Beyhan 1 ve Beyhan 2 projeleri ise Depolamalı HES grubundadır.

Hidroelektrik santral projeleri tek başına bağımsız projeler olarak tasarlanmaz, akış aşağısı ve akış yukarısında mevcut ve planlanan diğer projeler göz önüne alınarak kümülatif bir değerlendirme yapılır. Amaç, uygun ekonomi sağlayarak nehrin bütününde mevcut su akışı ve düşü miktarından en verimli şekilde yararlanmaktır.

Kalehan Enerji Grubu şirketleri projelerinin de içinde bulunduğu Alparslan-II Barajı ile Keban Barajı arasında kalan projelerin planlanmasına yönelik çalışmalara 1980’li yıllarda Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü (EİE) tarafından başlanılmış olup, birçok alternatifin incelendiği “Fırat – Murat Kolunun (850-1240m.) Kotları Arası Enerji İmkânları İstikşaf Revizyon Raporu” (“EİE Raporu”) 1989 yılında hazırlanmıştır.

Sonrasında devam ettirilen ve en yüksek enerji üretimi ile asgari tarım arazisinin etkilenmesi amacıyla Yapılan Master Planlama çalışmaları ile her bir projenin baraj yerleri ve yükseklikleri ayrı ayrı ve bir bütün olarak detaylı şekilde ele alınmıştır. Bu çalışmalar neticesinde; tüm hidroelektrik potansiyel değerlendirilerek Ülke ekonomisine en yüksek katıyı sağlayacak formülasyon seçilmiştir. Bu seçim esnasında başta DSİ Genel Müdürlüğü ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu olmak üzere ilgili tüm kurumların bilgisi ve onayı alınmıştır.

Baraj yüksekliği arttıkça inşaat ve arazi edinimi maliyetleri de üretilecek enerji miktarı da artar; belirli bir yüksekliğin altında fayda-maliyet oranı düşer ve proje yapılabilir olmaz. Bu nedenle, en uygun yükseklik, teknik, mali, çevresel ve sosyal etmenler bir arada göz önüne alınarak ve ayrıca akış aşağıdaki ve akış yukarıdaki mevcut ve planlanan diğer projeler de dikkate alınarak belirlenir.

Baraj yüksekliğini belirleyen etmenlerden biri oluşacak baraj gölünden etkilenecek alanın en az seviyede olmasını sağlamaktır. Bu amaçla nehir üzerinde farklı yerlerde yüksek ve daha alçak barajlar bir arada tasarlanarak hem su altında kalan arazi ve yerleşimler en aza indirilir, hem de mevcut düşü miktarının mümkün olduğunca tamamına yakını değerlendirilerek enerji üretiminin en üst seviyede olması sağlanır.

Kalehan Enerji Grubu projelerinin toplam yıllık enerji üretimi Türkiye elektrik üretiminin %2’sini, Türkiye toplam hidroelektrik üretiminin ise %8’ine karşılamaktadır.
Söz konusu üretim ile 2,2 milyon kişinin yıllık elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayacaktır. Yani Elazığ, Bingöl ve Muş illerinin toplam elektrik ihtiyacını fazlasıyla veya Diyarbakır’ın elektrik ihtiyacını (ilçeler dahil) tek başına karşılayacaktır.

Elektrik enerjisi 3 ana kaynaktan temin edilmektedir. Bu kaynaklar:

• Baraj, nehir tipi HES gibi hidrolik kaynaklar;
• Rüzgâr, güneş gibi diğer yenilenebilir kaynaklar;
• Kömür, doğalgaz gibi termik kaynaklardır.

Kömür, doğalgaz gibi termik kaynaklı santrallerden çıkan gazlar, tarım ürünleri, hayvanlar, su varlıkları ve ormanlar üzerinde kalıcı tahribat bırakabilmekte ve iklim değişikliğine neden olmaktadır. Yine termik santrallerden çıkan uçucu küllerde var olan radon kanser vakalarında artışa neden olabilmektedir. Doğalgaz gibi üretiminde dışa bağımlı olduğumuz pahalı bir kaynağı enerji üretme amaçlı kullanmak ise hem enerji maliyetini hem de ülkemizin dışa olan bağımlılığını arttıracaktır.

Rüzgâr, güneş gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen üretim doğa koşullarına bağlı ve düşük verimlidir. Enerji ihtiyacının çok olduğu kış aylarında güneş ışınımı yaza göre daha azdır ve hava kapalı olabilmektedir; ayrıca geceleri güneş enerjisinden yararlanılması mümkün değildir. Su ısıtma sistemlerinde %60’a yakın verim sağlanan güneş enerjisinden, güneş pillerinde sadece %15 civarı verim sağlanabilmektedir. Rüzgâr türbinleri ise az ve çok kuvvetli rüzgârda çalışamamaktadır ve genelde %30 oranında verim göstermektedir.

Bununla birlikte, ortalama yüksekliği 1200 m olan ülkemizde akarsu eğimleri de fazladır. Bu topoğrafik yapı ve hidrolojik koşullar ülkemizi hidroelektrik enerji üretimi açısından avantajlı kılmaktadır. Hidrolik kaynaklı üretim santrallerinin üretim maliyetleri düşük, enerji kaynakları yerli ve yenilenebilirdir. Alternatiflerinden çok daha fazla çevre dostu ve değişken olan enerji talebine uyum sağlayabilme özelliklerine sahiptirler.

Enerji ihtiyacı gün içinde değişmektedir. Tüm gün, 24 saat boyunca sürekli ihtiyaç duyulan baz ya da primer enerjinin yanı sıra, akşam saatlerinde aydınlatma amacıyla gündüz saatlerinde kullanılandan daha fazla elektrik enerjisine ihtiyaç duyulmaktadır, buna da pik (puant) enerji adı verilmektedir. Son yıllarda klima kullanımının artması ile yaz aylarında öğle saatlerinde de pik enerji ihtiyacı oluşmaktadır. Pik enerji ihtiyacının olduğu akşam saatlerinde güneş batmış olduğundan güneş santrallerinde enerji üretilememektedir. Uygun şiddette rüzgârın ihtiyaç olan zamanda esmemesi durumunda rüzgâr santrallerinden de pik enerji ihtiyacı sağlanamamaktadır. Termik santraller ise, ünitelerin aynı gün içinde devreye alınıp tekrar devreden çıkarılmasının verimlerini büyük ölçüde düşürmesi nedeniyle pik enerji sağlamakta önemli bir dezavantaja sahiptirler.

Diğer tüm santral tiplerinden farklı olarak, depolamalı HES’ler aynı anda hem sürekli olarak belirli bir gücü sağlayabilmekte, hem de gün içinde değişen elektrik ihtiyacına uygun üretimi verimlerinde önemli bir düşüş olmadan yapabilmektedir. Depolamalı barajlarda belirli sayıda ünite sürekli çalıştırılarak baz enerji üretilebilmekte; diğer taraftan belirli saat dilimleri içinde daha fazla sayıda kapak açılarak ve ünite çalıştırılarak pik enerji ihtiyacı karşılanabilmektedir.

Buna ek olarak, Kalehan Enerji Grubu’nun projelerinde olduğu gibi depolamalı barajlar enerji üretiminin yanı sıra taşkın kontrolü sağlamakta ve sulama ve içme suyu kaynağı olarak da kullanılabilmektedir.

Türkiye’de rüzgâr enerjisi potansiyeli yüksek olan önemli sahalar Bandırma, Balıkesir, Susurluk, Alaçatı, Çeşme, Yalıkavak, Datça ve İskenderun sahalarıdır. Bingöl, Elazığ ve Muş bölgesinin rüzgâr potansiyeli ise üretim için uygun bulunmamaktadır.

Türkiye’de güneş enerjisi potansiyeli yüksek olan alanlar Antalya, Konya, Karaman, İçel, Hakkari, Şırnak ve Van illerinde yer almaktadır. Bingöl, Elazığ ve Muş bölgesinin güneş enerjisi potansiyeli ise orta seviyededir; bu da birim alandan elde edilecek enerji miktarı azalırken yatırım maliyetinin artmasına neden olmaktadır.

ABD, Kanada, Çin, Japonya, Rusya ve Norveç gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yerli elektrik üretiminde hidroelektrik ciddi paya sahiptir. Bu oran Türkiye’de %24 civarında iken Norveç’te %96 civarındadır. Çin gibi dünya piyasasına şekil veren bir devin hidroelektrik enerji üretimi içindeki payı dünya üretiminin %28’i iken Türkiye’nin dünya üretimindeki payı ise sadece %2 civarındadır.

Bununla birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yeni HES’lerin yapımı halen devam etmektedir. İklim değişikliğine neden olan sera gazlarının 2009 yılı seviyesinin yarısına azaltılabilmesi amacıyla, 2050 yılında dünyada toplam hidroelektrik enerji üretiminin şimdiki seviyesinin yaklaşık 2 katına ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Almanya, İngiltere gibi ülkelerde sürdürülebilirliği sağlamak üzere gerekli yedek elektrik enerjisi desteği de mevcuttur. Bu ülkelerde enerji sıkıntısı olması halinde yedekte bulunan bu santraller devreye girmektedir. Ancak ülkemizde enerji açığı olduğundan yedek elektrik enerjisi kapasitesi maalesef yaratılamamaktadır.

Bölge halkının elektrik ihtiyacını ulusal şebeke sağlamaktadır. Kalehan Enerji Grubu Hidroelektrik Santrallerinde üretilecek enerji de bu ulusal şebeke hattına verilecektir. Böylece doğrudan olmasa dahi bölgedeki müşteriler üretilen elektriği kullanabilecektir.

Hidroelektrik santrallerin ekonomik ömürleri 50 yıl ya da daha fazla olabilmektedir; mekanik ekipmanların yenilenmesi ve rehabilitasyon ile ömürleri 100 yıla kadar uzatılabilmektedir.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından projelere 49 yıllığına üretim lisansı verilmektedir. Bu süre zarfında projelerin çalıştırılması planlanmaktadır.

ÇEVRESEL VE SOSYAL SORULAR

ÇED’in açılımı “Çevresel Etki Değerlendirmesi”dir. ÇED, projelerin, sosyal, biyolojik ve fiziki çevre üzerinde yaratması olası, olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da önemsiz düzeye indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların tümünü kapsayan bir süreçtir.

Birçok kişi tarafından yatırıma izin verecek yetkili mercinin ÇED Raporunu hazırlayan firma olduğu düşünülmektedir. Ancak ÇED Raporu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yeterlik verilerek kabul görmüş (akredite) güvenilir firmalar tarafından hazırlanmaktadır. Bu firmalar tarafından hazırlanan rapor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulmakta ve incelenmektedir. Yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması durumunda Bakanlık tarafından “ÇED Olumlu Kararı” verilmektedir.

ÇED sürecinin başında proje alanına en yakın yerleşim yer(ler)inde resmi bir Halkın Katılımı Toplantısı gerçekleştirilerek halkın görüş ve önerilerinin ÇED çalışmalarında dikkate alınması sağlanmaktadır. Bakanlıkça incelendikten sonra, ÇED raporunu halkın değerlendirmesi için 10 gün süre tanınır. Bu sürede halkın ek görüşleri ve önerileri dikkate alınarak makul bulunması durumunda nihai ÇED raporuna yansıtılır.

Hidroelektrik santrallerde enerjisi kullanılan su, herhangi bir işlemden geçirilmeden kuyruksuyu kanalı ile tekrar nehir yatağına bırakılır. Böylece, nehir yatağında su kaybı, su seviyesinde azalma ya da su kirliliği olmaz. Bunun dışında başka herhangi bir faaliyet gerçekleştirilmediğinden hidroelektrik santraller baca gazı, endüstriyel atıksu ya da tehlikeli atıklara neden olmaz.

Bununla birlikte, işletme aşamasında çalışanlardan kaynaklı evsel atıklar (atıksu, katı atıklar) ve tesisin bakım-onarım işlerinden kaynaklanabilecek endüstriyel atıklar (atık yağ, vb.) ilgili yönetmelikler uyarınca bertaraf edilecektir. Yapılacak tüm işlemler ve alınacak önlemler ÇED Raporu’nda belirtilmekte ve taahhüt altına alınmaktadır.

Hidroelektrik santralde, türbinlerden 100 m uzaklıkta 60 dB’ lik (normal konuşma düzeyi) bir gürültü oluşması söz konusudur. Tesisin işletme döneminde çevreye gürültü vermemesi için santral binasına ses yalıtımı yapılacak ve yöre halkının gürültüden etkilenmesinin önüne geçilecektir.
İnşaat döneminde ise kompresörler ve kırıcılar 85 dB’lik (trafik gürültüsü) bir gürültüye yol açabilmektedir. Tüm ekipmanların düzenli bakımları yapılarak gürültü seviyesinin mevzuat sınırları altında kalması sağlanacaktır.

Tesisin inşaatı sırasındaki faaliyetler nedeniyle, inşaat dönemi ile sınırlı ve geçici olmak üzere atık ve gürültü oluşumu söz konusudur. Bunları dört gruba ayırmak mümkündür:

• Gaz ve toz atıklar (toz, egzoz gazları)
• Gürültü ve vibrasyon (iş makineleri ve patlatmadan kaynaklanan)
• Sıvı atıklar (evsel atıksu, vb.)
• Katı atıklar (evsel atıklar, atık yağ, vb.)

İnşaat çalışmaları sırasında toz oluşumunun önlenmesi için ilgili yönetmelikler uyarınca açıkta depolanan malzemenin nemli tutulması, yolların ıslatılması, tesislerde bantların üzerinin kapatılması gibi önlemler alınacaktır.

İş makinelerinden kaynaklanan gürültünün ilgili yönetmeliklerde belirtilen sınır değerleri sağlamasına yönelik olarak ekipmanların düzenli bakımlarının yapılması, çalışma saatlerinin sınırlandırılması gibi önlemler alınacaktır. Patlatmadan kaynaklanan vibrasyonun çevredeki yerleşimlerde hasara yol açmaması için patlatma tasarımı ilgili yönetmeliklerde belirtilen sınır değerleri sağlayacak şekilde yapılacaktır.

Sıvı atıklar ise tesis içerisinde kurulacak arıtma tesislerinde arıtılacak ve yine ilgili yönetmeliklerde verilen sınır değerleri sağladıktan sonra alıcı ortama (nehre) deşarj edilecektir.

Evsel katı atıklar (çöp) ve diğer katı atıklar (atık yağ, vb.) ise ilgili yönetmelikler uyarınca bertaraf edilecektir.

Yapılacak tüm işlemler ve alınacak önlemler ÇED Raporu’nda taahhüt altına alınmaktadır.

İnşaat aşamasında patlatma yapılmasına ihtiyaç olup olmaması projeden projeye değişmektedir. Patlatma yapılması gerektiği durumlarda evlerin ve civardaki yapıların zarar görmemesi için patlatma tasarımı, ilgili yönetmeliklerde belirtilen sınır değerleri sağlayacak şekilde yapılacaktır. Bir atımda kullanılacak patlayıcı miktarı sınırlandırılarak yapılarda hasar oluşmasının önüne geçilecektir. Patlatmalar, her türlü güvenlik önlemi alınarak Jandarma kontrolünde gerçekleştirilecektir.

İnşaat ve işletme çalışmaları esnasında mümkün mertebe yerleşim yerlerinden geçmeyen ulaşım yolları kullanılacak olup, rutin olarak toz ve gürültü ölçümleri yapılacak ve yürürlükte olan mevzuat kapsamında gerekli tüm önlemler alınacaktır.

Hidroelektrik santrallerde enerjisi kullanılan su, herhangi bir işlemden geçirilmeden tekrar nehir yatağına bırakılır. Böylece, nehir yatağında su kaybı, su seviyesinde azalma ya da su kirliliği olmaz. Hidroelektrik santrallerden baca gazı, endüstriyel atıksu ya da tehlikeli atık da kaynaklanmaz; bu nedenle hava, su ve toprak kalitesi üzerinde olumsuz etkileri yoktur.

Mansapta ekosistem sürdürülebilirliği bakımından önemli bir olumsuz etkiye neden olmayacak şekilde barajdan bırakılacak en az su miktarına can suyu adı verilmektedir. Can suyu miktarı ÇED çalışmaları kapsamında bilimsel ilkelere dayalı olarak belirlenmektedir. Bu konuda ÇED sürecinde ilgili kurumların görüşleri alınmaktadır ve görüşe istinaden bırakılacak can suyu miktarları ÇED Raporu’nda taahhüt altına alınmaktadır. İşletme süresince debimetre ile sürekli izlenerek bu taahhüdün yerine getirilmesi sağlanacaktır.

Gövde yüksekliği 30 metreden yüksek olan barajlarda balık geçidi inşa edilmesinin fonksiyonel olmadığı, bu yükseklikteki yapılarda inşa edilen balık geçitlerinin amaçlarına hizmet etmedikleri bilinmektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde balık geçidi inşa edilmesinin fonksiyonel olmadığı durumlarda balıkların yakalanıp taşınması gibi alternatif çözümler uygulanmaktadır. Toplam 6 projemizin 4’ünde (depolamalı HES olan Yukarı Kaleköy, Aşağı Kaleköy, Beyhan-1 ve Beyhan-2) bu durum söz konusudur; bu projelerimizde balıkların yakalanıp taşınması alternatifi değerlendirilmektedir. Balık geçidi alternatifi uygulamalar ile ilgili çalışmalar, ilgili kurum görüşü doğrultusunda gerçekleştirilecektir.

Nehir tipi HES olan ve gövde yüksekliklerinin çok fazla olmaması sayesinde fonksiyonel balık geçitlerinin inşasının mümkün olduğu Gözeler ve Palu projelerimizde balık geçitleri inşa edilecektir.

Tüm projelerimizde balıkların etkilenmemesine yönelik alınan önlemlerin etkinliğinin araştırılması amacıyla geniş kapsamlı bir izleme programı geliştirilmektedir.

Hidroelektrik santrallerden baca gazı, endüstriyel atıksu ya da tehlikeli atık kaynaklanmaz; bu nedenle topraklar ve tarım üzerinde olumsuz etkileri yoktur. Aksine, çok amaçlı barajlardan sulama suyu sağlanması ile sulu tarım yapılmasına ve ürün veriminin artmasına olanak sağlarlar.

DSİ Genç sulaması için gerekli su Kalehan Enerji Grubu projelerinde Aşağı Kaleköy Barajı ve HES Projesi’den sağlanacaktır. Bu sayede bölgede sulu tarım ve seracılık yapılabilecektir.

Hidroelektrik santral projelerinin planlanmasında ve optimum formülasyonun seçiminde en az miktarda arazinin etkilenmesi teknik, mali, çevre ve sosyal açılardan değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, HES projeleri, su altında kalacak orman arazisi miktarı da en az olacak şekilde geliştirilmektedir.

Projelerimiz kapsamında inşaat çalışmalarının yapılacağı alanlar dışında herhangi bir ağaç kesimi söz konusu değildir. Şantiyelerimizin yer seçiminde de mümkün olan en az sayıda ağacın etkilenmesi hassasiyetle göz önüne alınmaktadır.

İlgili mevzuat gereği proje kapsamında su altında kalan orman arazileri, baraj yapıları, santral binası ve şalt sahasının yer aldığı alanlar ile inşaat aşamasında şantiye alanı, ocak alanı ve benzeri kullanılan tüm orman alanları için Orman Genel Müdürlüğü’ne ağaçlandırma bedeli ödenmektedir. Bu bedel kullanılarak, zarar gören ağaçların yerine Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen alanlarda ağaç dikimi yapılmaktadır. Dolayısıyla, projeler nedeniyle orman alanlarına verilen zararların telafi edilmesi için kaynak ve imkan yaratılmaktadır.

Projelerimizin planlaması ve tasarımında kültürel ve tarihi öneme sahip alan ve yapılardan uzak durulmasına azami ölçüde özen gösterilmektedir. Projelerimiz için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecindeki çalışmalar kapsamında kültürel ve tarihi öneme sahip alan ve yapılar da değerlendirilmektedir. Söz konusu değerlendirmede kültürel ve tarihi yapıların proje ile ilişkileri detaylı şekilde ele alınmaktadır; bunun yanı sıra projelerimizin her aşamasında Kültür ve Turizm Bakanlığı denetimi olacaktır.

Santraller uluslararası standartlara göre tesis edilir ve yine bu standartlara göre işletilirler. Santrallerde kullanılacak tüm teçhizatın uluslararası normlarda kalite sertifikaları olacaktır. Tesislerde ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ile OHSAS 18001 İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetim Sistemi Standartlarına uygun entegre bir Sağlık, Emniyet, Çevre ve Sosyal Yönetim Sistemi kurulacaktır.

Denetim, Valilik ve DSİ Bölge ve İl Müdürlükleri kanalı ile yapılacak ve santral çalıştığı sürece devam edecektir. Can suyu miktarının izlenmesine yönelik olanlar gibi bazı denetimler günlük bazda yapılacaktır. Ayrıca her yıl belirli aralıklarda çevrede, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından çeşitli ölçümler yapılarak ÇED Raporunda verilen taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğinin kontrolü yapılacaktır.

Bunun yanı sıra Kalehan, Çevresel ve Sosyal Yönetim Planı çerçevesinde aşağıdaki başlıkları kapsayan bir izleme programı yürütecektir:

• Hava Emisyonları ve Mevcut Hava Kalitesi
• Gürültü
• Atık Yönetimi
• Toprak
• Biyolojik Çeşitlilik
• Can Suyu
• Deşarjlar ve Mevcut Su Kalitesi

TEKNOLOJİ VE BARAJIN SAĞLAMLIĞI

Günümüzde barajlar, depremler ve taşkınlar dahil olmak üzere yapının sağlamlığını etkileyebilecek tüm hususlar dikkate alınarak tasarlanmakta ve inşa edilmektedir. Bunun yanı sıra, barajların sağlamlığı proje aşamasında belirlenen noktalara inşaat sırasında yerleştirilen bir dizi ölçüm cihazı ile sürekli izlenmektedir. Bu sayede, arıza ve benzeri durumlar anlık olarak tespit edilmekte, arıza en kısa sürede giderilebilmekte ve gereken diğer önlemler zamanında alınabilmektedir.

Projelerimizin tamamı bölgenin sismik riski göz önüne alınarak ve önemli depremlere dayanabilecek şekilde projelendirilmiş ve inşa edilmiş ya da inşa edilmektedir. Projelerimizin tasarım, inşaat ve işletme dahil her aşamasında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü denetimi olacaktır.

Uzun yıllar verileri analiz edilerek belirlenen olası en büyük taşkınların, barajın sağlamlığını etkilemeyecek şekilde uzaklaştırılmasını sağlayan, dolusavak ve dipsavak olarak adlandırılan yapılar baraj tasarımının ayrılmaz bir parçasıdır. Barajlarda sürekli olarak su seviyesi ölçümü yapılmakta olduğundan, gerekli durumlarda bu yapılar otomatik olarak devreye alınmaktadır.

Bunun yanı sıra, barajın mansabında kalan yerleşimler için risk oluşturabilecek ani ve/veya yüksek akışları tespit etmek ve DSİ’yi bilgilendirmek üzere bir debi ve su seviyesi ölçüm sistemi kurulmakta ve uyarı işaretleri yerleştirilmektedir.

Kaza, arıza ya da doğal afetler gibi katastrofik olaylara yönelik olarak tüm projelerimiz için Acil Durum Eylem Planları geliştirilmektedir. Barajlar sürekli olarak ölçüm cihazları ile izlendiğinden gerçekleşmesi düşük bir olasılık olarak değerlendirilmekle birlikte, herhangi bir nedenle barajın zarar görmesi durumunda bu acil eylem planları uygulanacaktır.

Gerek inşaat sırasında gerek işletme aşamasında tüm dünyada kabul görmüş ve uygulanan teknik ve teknolojiler kullanılacak; hidromekanik ve elektromekanik ekipmanlar Amerika Birleşik Devletleri (ASME Standardı) ve Avrupa (DIN Standardı) standartlarında tedarik edilecektir.

ARAZİ EDİNİMİ, KAMULAŞTIRMA VE İSKAN

Kalehan Enerji Grubu Hidroelektrik Santral projeleri kapsamında gerekli özel mülkiyete ait arazilerin edinimi için öncelikle arazi sahipleri ile karşılıklı anlaşma yoluna gidilecek, rızaen satın alma yolu tercih edilecektir. Satın alma bedelleri, aynı vasıftaki araziler için aynı olacak ve şeffaflık ilkesi temel alınacaktır.

Anlaşmazlık durumlarında ise yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde kamulaştırma işlemleri gerçekleştirilecektir. Kamulaştırma işlemleri Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından verilecek “Kamu Yararı Kararı” yerine geçen Kamulaştırma Kararına göre, Maliye Bakanlığı tarafından yürütülecek olup, kamulaştırılan taşınmaz mallar tapu kütüğünde Hazine adına tescil edilecektir.

Arazi bedelleri, konusunda uzman bağımsız firma tarafından yapılan “Arazi Değerleme Raporu” ile belirlenecektir. Bu rapor ile belirlenen bedeller nihai bedeller değildir. Ancak aynı vasıftaki araziler için emsal bedel oluşturulmasına temel teşkil edecektir. Anlaşmalar şeffaflık ilkesi temelinde tüm arazi sahiplerinin bilgisi dahilinde yapılacaktır.

Arazilerin satın alınması için öncelikle projenin ÇED sürecinin olumlu bir şekilde tamamlanması gerekmektedir. Ancak bundan sonra arazi sahipleri ile görüşülerek rızaen satın alma çalışmalarına başlanılacaktır.

Satın alma çalışmaları genel olarak iki aşamada gerçekleştirilecektir. Öncelikli satın alma işlemleri baraj yeri ve diğer proje yapıları ile projenin inşaatı için gereken arazilerin edinilmesine yönelik olacaktır. Göl alanında kalacak arazilerin edinimi ise su tutma tarihinden önce tamamlanacak şekilde planlanacaktır.

Hak sahibi olanların 5543 sayılı İskan Kanunu çerçevesinde iskan taleplerinin alınması, ilgili kurumun (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri) etüd çalışmalarını tamamlamasının ardından iskan duyurusunun yapılması ile başlayacaktır. İskan Duyurusu 30 (otuz) gün süreyle görülebilir yerlerde askıda kalır (okul, belediye, muhtarlık, cami, köy veya mahalle kahvehanesi gibi). Yerlerinin kamulaştırılması sonucu geçim olanaklarını yitirecek ailelerle ilgili yerleşim birimlerinde gerektiğinde toplantılar düzenlenerek iskânın şekil ve koşulları hakkında ayrıntılı bilgiler verilir.

Yeniden yerleşimden yararlanabilecek olan haneler ailelerdir. Bir evde birden fazla ailenin olması durumunda (evli çocuklar, vd.) her bir aile ayrı hak sahibi olarak kabul edilir.

Uygun hak sahibi olabilmek için belirli kriterler söz konusudur. Bunlardan en önemlileri başvuru süresi içinde başvuru yapılması ve taşınmaz malı olmayan aileler için iskân planlama etütlerinin başladığı takvim yılı başlangıcından en az üç yıl önce kamulaştırma sahasında yerleşmiş olmaktır.

İSTİHDAM VE BÖLGE EKONOMİSİNE KATKI

Bir baraj ve hidroelektrik santral projesinin inşaat aşamasında ortalama 1.000 ila 1.500 kişilik personel çalışacaktır. İşletmeye geçildikten sonra da bir tesiste 50 ila 100 kişinin çalışması planlanmaktadır.

Teknik ekip dahil tüm istihdamın başta tesis yerlerine en yakın köy ve ilçeler olmak üzere Elazığ, Bingöl ve Muş bölgesinden temin edilmesi tercih edilecektir. Bu mümkün olmadığında çevre yöreler araştırılacaktır. Daha önce orada yaşayıp başka illere göç etmiş kişiler de öncelikli olarak tercih edilecektir. Yeterli sayıya ulaşılırsa bu kişilere eğitim sağlanacaktır. Tüm işletmelerde azami yerel personel istihdam edilecektir.

Bununla birlikte, uzmanlık isteyen işlerde yöreden temin edilemeyen personel başka bölgelerden istihdam edilebilecektir. Personel istihdamı 4857 sayılı İş Kanunu’na göre yapılacaktır.

İnşaat ve işletme çalışmaları esnasında yürütülecek tüm çalışmalarda siz paydaşların güvenliği gözetilecek olup, gerekli olan tüm önlemler alınarak işçilerin sizlerin yaşam alanlarına girmeleri engellenecek, şantiye konumlandırılması ve ulaşım yolları bu hususlar dikkate alınarak belirlenecek, şantiye giriş çıkışları kontrol altında yapılacaktır.

Kalehan Enerji Grubu şirket merkezleri mevzuat çerçevesinde Ankara olacaktır. Vergiler buradan ödenecektir. Ödenen vergilerden belediyelere aktarılan belli bir pay olacaktır.

İstihdamın başta tesis yerlerine en yakın köy ve ilçeler olmak üzere Elazığ, Bingöl ve Muş bölgesinden temin edilmesine ek olarak, gerek inşaat gerek işletme aşamalarında çalışanların yiyecek, vs. ihtiyaçları da aynı şekilde yerel işletmelerden temin edilecektir.

Yapılacak yatırımlar nedeni ile yöreye uluslararası düzeyde teknik ve ticari ziyaretler de gerçekleşecektir; bu ihtiyacı karşılamaya yönelik yeni yatırımların olacağı tahmin edilmektedir. Bu ziyaretler bölgenin tanınmasına da katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte, oluşacak baraj gölleri çevresi mesire yeri olarak kullanılabilecektir. Bu da hem yerli hem de yabancı turizmin gelişmesine olanak sağlayacaktır.

Buna ek olarak, inşa edilecek baraj ve regülatörler nehirde su akışını düzenli hale getirecek, tarım arazilerinin sulanması için gerekli suyun zamanında ve yeterli miktarlarda alınmasını mümkün kılacaktır. DSİ Genç sulaması için gerekli su Kalehan Enerji Grubu projelerinde Aşağı Kaleköy Barajı ve HES Projesi’den sağlanacaktır. Bu sayede bölgede sulu tarım ve seracılık yapılabilecektir. Bunun yanı sıra, ilgili kurumlar tarafından uygun bulunması halinde baraj göllerinin aşılanarak balıkçılığın gelişmesi de mümkün hale gelebilecektir.

HALKLA İLİŞKİLER VE ŞİKAYET MEKANİZMASI

Kalehan Enerji Grubu çevresel ve sosyal etki değerlendirme süreci de dahil olmak üzere projelerin tüm safhalarında halkın ve diğer tüm paydaşların projeye katılımını önemsemektedir.

Bu bağlamda halkın projeler hakkında bilgilendirilmesi, projelere ilişkin görüş, soru ve önerilerinin alınması amacıyla tüm paydaşların projeye/ projelere katılımına yönelik bir iletişim ve olası şikâyetlerin çözümü için bir şikâyet mekanizması oluşturulmuştur.

Görüş ve önerilerin kayıt altına alınması, şikayetlerin değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması Kalehan Enerji Grubu Merkez Ofisi tarafından yürütülecektir. İnşaat aşamasındaki projeler için yerel Halkla İlişkiler birimleri kurulacaktır.

Projelerle ilgili tüm öneri ve yorumlarınızı elektronik posta yoluyla kalehan@kalehan.com.tr adresine yazılı olarak iletebilirsiniz.

Projelere ait güncel bilgileri www.kalehan.com.tr adresinden takip edebilirsiniz.

Projelerimizin hayata geçirilmesi süreci içerisinde yörenin ihtiyaçlarına yönelik (arıcılık, hayvancılık, balıkçılık, seracılık, eko turizm, meslek edindirme kursları, küçük ölçekli altyapı projeleri gibi) proje geliştirme ve tatbikinde ulusal (ve hatta yerel) ve uluslararası STK’lar ile işbirliği yapmayı ciddi olarak düşünmekte ve bu yönde planlamalar yapmaktayız.